TERÖR-KATAR KRİZİ-KEMAL'İN SÖZDE ADALET YÜRÜYÜŞÜ
Salih Doğan

Salih Doğan

  • Instagram

TERÖR-KATAR KRİZİ-KEMAL'İN SÖZDE ADALET YÜRÜYÜŞÜ

17 Haziran 2017 - 16:54

FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ DAVALARI

15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında açılan davalarda çök önemli olarak niteleyebileceğimiz emsal bir karar alındı. Zira bu karar öncesinde, görülen bazı davalarda sanıklar serbest bırakılmış, terör örgütüne ait haberleşme sistemi By Lock delil olarak kabul edilmemişti.

Toplumun büyük bir kesiminde infiale sebep olan bu kararlar vicdanları yaralamış, devleti ve milleti uğruna şehadete yürüyen vatandaşlarımızın ailelerinde derin izler bırakmıştı.

Tam da bu esnada, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, Paralel Yapı soruşturmaları kapsamında, tutukluların tahliyesini kararlaştıran ve meslekten ihraç edilen hâkimler Metin Özçelik ile Mustafa Başer’e  “Silahlı terör örgütü üyeliği” ve “görevi kötüye kullanma” suçlarından 10’ar yıl hapis cezası veren kararın gerekçesi açıklandı.

Daire kararında, By lock’un FETÖ terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulduğunu işaret ederek, sanıkların programın ağ özelliğini bilerek (kasten) sisteme ancak şifre ile girilebilen dönemde birçok kez kullandıkları ifade edildi.

Bu kararı, görülen diğer duruşmalarda emsal değeri taşıyacağı bakımından önemsiyorum. Zira son zamanlarda sosyal medya üzerinden, okyanus ötesinden aldıkları talimatlarla, millet üzerinde oluşturulmaya çalışılan “Mahkemelerin Fetö mensubu teröristleri serbest bıraktığı” algısını kırma adını önemli bir eşik olarak görülmesi kanaatindeyim.

KATAR KRİZİ

Geride bıraktığımız hafta da sadece Türkiye açısından değil, Ortadoğu’da ki dengeleri sarsan kritik gelişmelere tanık olduk. ABD başkanının Suudi Arabistan ziyareti, yapılan anlaşmalar ve sonrasında Katar üzerinden oluşturulmaya çalışılan kriz. Ve son olarak ABD ile Katar arasında imzalanan anlaşma.

Anlaşma, bazı Arap ülkelerinin Katar'a yönelik 5 Haziran'da diplomatik ve ekonomik abluka uygulamasının ardından geldi. ABD Başkanı Donald Trump da körfezdeki krize ilişkin yaptığı açıklamalarda Katar'a abluka uygulayan ülkelerin adımlarını desteklemişti. Trump, Doha yönetimini "terör örgütlerine finansman sağlamakla" suçlamıştı.
 

Geçen yıl ABD Kongresinde Katar'ın 21 milyar dolar değerinde F15 savaşı uçağı alımı anlaşması onaylanmıştı. Washington'daki söz konusu anlaşma da bu çerçevede gerçekleşti.
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Mısır ve Yemen, 5 Haziran'da "teröre destek vermekle suçladıkları" Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kestiklerini duyurmuştu. Ülkelerinin hava sahasını Katar'a kapatan Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn, Katarlı diplomatların 48 saat içinde ülkelerinden ayrılmasını istemişti. Suudi Arabistan ayrıca Katar'ın tek kara sınırını da kapatmıştı.
 

Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır, söz konusu kararlardan birkaç gün sonra yayımladıkları ortak bildiride ise Katar tarafından desteklendiği öne sürülen, aralarında Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Yusuf el-Karadavi'nin de yer aldığı 59 kişi ile 12 hayır kuruluşunun "terörle irtibatlı" olduğu iddiasıyla "terör listesine" alındığını açıklamıştı.

 

Yaşanan tüm karışıklık içerisinde Türkiye takınmış olduğu tavırla, krizin büyümesine engel olmuş, dost ve müttefik ülke Katar’ı ve Katar’lıları yalnız bırakmamıştır.

ÇAKMA GANDHİ KEMAL’İN SÖZDE ADALET YÜRÜYÜŞÜ

Malumunuz gündemi meşgul eden bir diğer konumuz da Ülkemizin Ana Muhalefet liderinin “Sözde ADALET” yürüyüşü. 15 Temmuz hain darbe girişimi öncesinde, katılmış olduğu televizyon programlarında, olası bir darbe durumunda, tankların üzerine çıkacağına beyan eden zatı şahanelerinin, önce havaalanına “kontrollü” gelişi, ardından VİP önündeki tankların “kontrollü” olarak geri çekilişi ve bizim çakma GANDHİ Kemal’in “kontrollü” olarak Bakırköy Belediye Başkanı’nın evine gitmesini bilmeyenimiz yoktur.

15 Temmuz hain darbe girişimi yaşanıyor, beyefendi evde, Demokrasi Nöbetleri tutuluyor beyefendi yine evde. Peki, şimdi adama sormazlar mı? Tüm bu süreçler yaşanırken sokağa çıkmayan sen şimdi hangi adaleti tesis etmek için yürüyorsun?

Ö.Faruk Kavurmacı’nın tahliye haberini işittiğinde, bu kararın hukuka aykırı olduğunu söyledin. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra tekrar tutuklanan bu zat için verilen kararın hukuka aykırı olduğunu deklare ettin. Senin hukuktan, adaletten anladığın bu mu? 3 gün önce vermiş olduğun kendi beyanatını, 3 gün sonra yine kendi ağzınla tekzip eden sen mi Adaleti savunacaksın ?

Bir kalkmışlar seni ülkesini Emperyalizme teslim etmeme adına mücadele veren Gandhi’ye, başlatmış olduğun sözde Adalet yürüyüşünü de “Tuz Yürüyüşüne” benzetiyorlar. Aslında arada koskoca bir fark var.

*Gandhi ülkesini İngiltere emperyalizminden kurtarmak ve bağımsızlık için yürümüştü. Sen ise ülkeni Emperyalist güçlere şikâyet ediyorsun.

*O ülkesi adına emperyalistleri göndermeye çalışırken, sen Emperyalist güçlere ülkene baskı yapmaları için yalvarıyorsun, onları çağırıyorsun.

*Gandhi kendisiyle görüşmek isteyen tüm aracıları reddederken, kimseden talimat almazken, sen bu topraklar üzerinde hain emelleri olan herkesle görüşüyor, onlardan talimat alıyorsun.

*Yıllardır Emperyalizmle mücadele ettiğini söyleyen Pkk, bugün Suriye’de onların kuklası oldu. Ve sen şimdi partini onların siyasi temsilcisi haline getiriyorsun.

Söylesene sen ne yapmak istiyorsun

Bu yazı 991 defa okunmuştur .

Son Yazılar