Avrupa Kanser oldu 'Siz olmayın'
Mehmet Özbek

Mehmet Özbek

  • Google Plus

Avrupa Kanser oldu 'Siz olmayın'

12 Mart 2017 - 00:39

AVRUPA KANSER OLDU SİZ OLMAYIN

Türkiye’deki hiçbir gelişme ve değişmenin iç dinamiklerin sonucu olduğunu düşünmüyorum. Avrupa’nın da Türkiye’ye karşı sergilediği bu tutumun Türkiye’nin iç dinamiklerini düşünerek gösterdiğine kesinlikle inanmıyorum. Ülkemizin yeni dünya düzeninde etkili hatta belirleyici bir role sahip olduğunu ve bu yüzden bir mücadele alanı haline geldiğini, 15 Temmuz’dan sonra bu mücadele sonucunda kazanın Türkiye olduğunu düşünüyorum. Eskiden beri ülkemizde yaşananların dünyadaki güç odaklarının mücadelesi olduğu kanısındayım. Ülkemizin bir referandum gerçekleştirecek olmasının siyasi tansiyonu yükseltmesi gerginliklere sebep olması son derece doğal ama bu tartışmaların doğru alanlarda yapıldığını söylemek çok zor.

Dünyada büyük bir değişim yaşanıyor, ülkemizde ciddi etkilere sebep oluyor. Ancak kimsenin bu değişimin nasıl sonuçlanacağı, ülkemizi nasıl etkileyeceği konusunda bir öngörüsü ya da bir önerisi yok. Dünyada var olan ekonomik yapı ve ilişkiler ağı sürdürülebilir olmaktan çıkıyor. Bu düzenin en büyük belirleyicisi olan para güç kaybedecek. Piyasalarda büyük bir kırılma yaşanacak ve bu en çok Avrupa’yı etkileyecek. Türkiye siyasi planında yeni dengeler güdüyor. Yeni modelde Avrupa Birliği’ni egale ederek bölgesel güç olmaktan çıkarak Küresel dünya düzeninde vazgeçilmez merkez olmak adına çok ciddi politikalar güdüyor. Almanya’nın ve Hollanda’nın yaptıklarının sebebi referandum değil onlar sonucun kendileri açısından olumsuz olacağını biliyorlar. ABD ve Rus ordusuyla Antalya’da masaya oturarak kendinden emin bir Türkiye’ye çıldırdıkları için saldırıyorlar.

Referanduma gelecek olursak; Türkiye’nin, cumhuriyetin kuruluş felsefe ve ideolojisinin dışına taşınmak istendiğini söyleyenlerin nasıl bir ekonomik ve siyasi model önerdikleri bilinmiyor. Gündem neredeyse halk idaresinin üstünlüğü, demokrasinin gerekleri, insanların tercih ettiği biçimde yaşama hakları, tek adama karşıyız gibi söylemlerle dolup taşıyor. Bugün tartışmalar rejim, laiklik, diktatörlük, dindarlık etrafında yapılıyor ama bundan yıllarca sonra geriye dönüp bakınca bunların hiçbirinin öneminin olmadığını, ülkenin varacağı yerin herkesin hayatını şekillendireceğini göreceğiz. Birinci dünya savaşı öncesinde de benzer bir durum yaşanmıştı ve tartışmalar ideolojik alandaydı ama sonuç bir imparatorluğun sona ermesi oldu. Şu anda vereceğimiz bir şey yok aksine değişen düzende 1. Dünya savaşında kaybettiklerimizden fazlasını alabileceğimiz bir ortam var. Tüm hesaplarımız yeni yapılanma içinde ne olabileceğini kestirmek ve en uygun tavrı sergilemek üzerine olmalıdır. Bu nedenle cumhurbaşkanlığı sistemi konusunda karar verirken dünyayı anlamak ve muhtemel gelişmelere karşı en yararlı olan bir tavır almak gerekir.

ABD’ bu değişim sürecinde güçlü bir başkanla ve ABD’nin milli çıkarlarında taviz vermeme niyetiyle hareket ediyor. İngiltere Brexit kararının ardından gelen seçimle birlikte değişime kendisini güçlü bir şekilde hazırlıyor. Avrupa Birliği içerisinde aşırı sağ hareketleri güç kazanıyor ve bu durum kazanın Avrupa’da kaynayacağı anlamına geliyor. Rusya’da ise yıllardır Rusya için milli, istikrarlı ve kararlı bir Putin var. Biz Türkiye’nin yeni düzende ki yerini düşünürken bu ülkelerdeki siyasi iktidarların niteliklerini, niyetlerini, hareket mekanizmalarını, etki alanlarını hesaplayarak tavır almalıyız.

Bu seçimde karar verirken ideolojinin bir araç olduğunu düşünerek hareket etmemiz gerekmektedir. Nitekim kendisini halkının savunucu olduğunu iddia eden sol görüşlü bir terör örgütünün küresel odaklardan destek alarak halka karşı mücadelesi bana mantıklı gelmiyor. Kendisini laikliğin savunucu olarak ilan eden halkçı bir partinin, Türkiye’deki en radikal İslamcı olan ve daha önce 5 defa kapanmasına sebep olduğu partiyle bir araya gelmesi samimi gelmiyor. Nizam-ı Alem ülküsünü savunan bir partinin Türkiye’nin bu ülkü noktasında yaptığı çalışmalara sırt çevirerek kendisini yine laik kanatla ve bölücü terör örgütüyle aynı safa getirmesi ne kadar inandırıcı? Tüm bunlar gösteriyor ki ideolojiler tamamen bir araçtır. Verilen kavgaların altında yatan gerekçe demek ki kavramlar değil. Tüm bu saydığım partilerin kurucu genel başkanlarının düşünce ve hareket anlayışlarıyla bugün taban tabana zıt olan bu partileri bir araya getiren sebep ne? İslamcı bir örgütün Vatikan’a solcu bir örgütün kapitalizme hizmet edeceğini bu ülkede herkes gördü. Bu farklı oluşumların 18 maddeyi dahi okumadan değişime karşı oldukları ortaya çıktı. Siz değerli okuyucularıma tavsiyem hataya düşmeyin hem maddeleri hem de değişen dünya düzeninde Türkiye’nin nerelerde olabileceğini iyi okuyunuz ve kararınızı buna göre veriniz.

 

Kıssadan Hisse: Hakiki vatansever vatanını diğerlerinden üstün tutan değil, vatanın övgüye mazhar olması için hareket edendir. Aliya İzzetbegoviç

 

Bu yazı 1046 defa okunmuştur .

Son Yazılar